Up
Geçen haftalarda AİHM'nin yaratılış atlası ile ilgili bir kararı üzerine inanç ve evrim ayrımında birçok kişinin katıldığı bir tartışma yaşandı. Birçok yazar konuya taraf oldu, kimileri evrim kuramından, kimileri yaratılış inancından, kimileri de böyle bir tartışmanın anlamsızlığından yana tavır koydular, görüş açıkladılar. İki tür evrim var; biyolojik evrim ve sosyal evrim. Biyolojik evrim Biyolojik evrim ünlü İngiliz bilim adamı Charles Darwin tarafından geliştirilmiş bir kuram. Geliştirilmiş diyorum çünkü ondan öncesi var. Darwin, kendisinden önce mevcut olan evrim görüşünü bir kuram çerçevesinde toparlayarak kurmuş olduğu için bu kuram onun adıyla anılıyor. Biyolojik evrim özetle doğadaki bütün canlıların ortak bir atadan geldiğini, doğal ayıklanma ve en iyinin yaşamasına bağlı bir evrimle bugün görünen formlarına ulaştığını savunuyor. Savunmakla kalmıyor buna çeşitli fosillerle kanıtlar da sağlıyor. Sosyal evrim İkinci evrim türü yani sosyal evrim; insanın ve toplumların anlayışları, yaklaşımları, kültürlerinin değişmesiyle ortaya çıkıyor. İnsan yaşamındaki değişimlerin en önemli adımlarından birisi yerleşik yaşama ve tarıma başlama aşaması. Yaklaşık on bin yıl önce olan bu geçişle birlikte insan ilk kez üretime geçiyor. Üretime geçişi insana, beslenme ve barınmadan arta kalan bir zaman tasarrufu sağlıyor ve zaman içinde insan sanatla, büyüyle, giderek dinle uğraşmaya başlıyor. Sosyal evrim, biyolojik evrimin bir sonucu. İnsan üretici aşamasına gelecek biyolojik evrimi göstermese sosyal evrimi de yaşayamazdı. İnanç İnanç, bilimsel bir kökeni olmayan, kanıtlamayan konularda ortaya çıkan bir çeşit taraf olma eğilimi. Örneğin tanrı inancı bu tür bir şey. Tanrının varlığı bilimsel olarak kanıtlanamaz. Çünkü bilimsel anlamda kanıt; gözle görmek, kulakla duymak, varlığına tanık olmak demektir. Böyle bir şey şimdiye kadar gerçekleşmediği için, yani hiç kimse tanrıyı görmediği ve duymadığı için onu duyduğunu söyleyen peygamberlerin söyledikleri kanalıyla inanç oluşuyor. Tasarım kuramı Evrim kuramı ile yaratılış inancı arasında tam orta noktada akıllı tasarım kuramı yer alıyor. Akıllı tasarım kuramı, evrim kuramının ortaya attığı bütün canlıların ortak atadan türediği düşüncesine karşı çıkıyor ve tek hücreli yapılardan çok hücreli karmaşık yapılara geçişte olduğu gibi arada bir doğa üstü bir müdahale olduğunu anlatıyor. Yani evrim kuramı ile yaratılış inancını bir araya getirerek ortak bir yaklaşım belirliyor. Bunlardan hangisinin doğru olduğu henüz bilinmiyor. Evrim kuramı, pek çok kanıt ortaya koymuş olmasına karşın henüz iddiasını kanun olarak kabul edilebilecek noktaya getirebilmiş değil. Yaratılış inancı ise bilimsel anlamda hiçbir zaman kanıtlanabilecek bir şey değil. Bu ikisinin karmasını oluşturan akıllı tasarım ise her ikisinin de kanıtlanmasını beklemek zorunda. İnanç, bilimsel anlamda tartışılabilecek bir konu değil. Zevkler ve renkler gibi bir şey. Bir kişiye niçin mavi rengi sevdiğini sormak ne kadar anlamlıysa tanrıya niçin inandığını ya da inanmadığını sormak da o kadar anlamlı. Dolayısıyla yaratılış inancını taşıyanlarla bilimsel tartışmalara girmek pek bir anlam ifade etmiyor. Yaratılış inancını taşıyanların evrim kuramını kaldırıp bir kenara atmaları çok anlamlı değil. Çünkü dinsel inanç, sosyal evrim sonucunda ortaya çıkmış bir olgu. İnsan önce doğa güçlerini tanrı yerine koymuş, sonra çok tanrılı dinlere gelmiş ve sonunda da tek tanrı inancına ulaşmış. Ne sayesinde? Yaratılış inancını savunanların lanetlediği biyolojik evrime bağlı olarak gelişen sosyal evrim sayesinde. Evrimin belki de en önemli kanıtı insan düşüncesinin din ve tanrı anlayışında gösterdiği gelişimdir. Mahfi Eğilmez
[ Home ] [ Up ]